Darısı Gelecek Sezonlara …

Darısı Gelecek Sezonlara ...

Dün oynanan Galatasaray HDI – Nilüfer Belediyespor maçında skor ne olursa olsun Türk voleybolu ilerisi için iyi bir antrenör kazanıyor dedim. Bunları daha önce başka hocalar için de söylemiştik. Çünkü o zamanlar antrenör modelimiz Guidetti idi ve biraz genç biraz da agresif hoca görünce ‘Türk Guidetti’yi yapıştırıyorduk hemen. Tabii bilmiyorduk Guidetti olmak agresif olmak değildi sadece 🙂

Oysa Guidetti kendini yenilerken biz yine erkenden olmuş, üzerine koyamadığımız her sezon bahaneler aramaya ve de  bulmaya devam ediyorduk/ruz. En çok oyuncunun yaşını bahane ediyoruz. 

30 Yaşına gelmişse ya da kazara birkaç ay geçmişse, “Anam yaşlı bu oyuncu. Bana şöyle yirmilerinin başında oyuncu lazım” diyoruz.

Alıyoruz 20 yaşındaki oyuncuyu, “Bu tecrübesiz ben bununla ne edeceğim?” “Görüyorsunuz takıma yabancı oyuncu şart!” diyoruz bu sefer de…

Oysa avuçlarımız patlayana kadar aynı yaşlardaki yabancıları “HELAL VALLA” diyerek alkışlıyoruz. Asla kendimizde yetersizlik, eksiklik, tecrübesizlik gibi birçok şeyi göremiyoruz. Aslında en iyi biz biliyoruz da bilmek istemiyoruz. Kendimizle birlikte insanları da alıştırdığımız bu bahaneler silsilesi bir gün içinden çıkılmaz hal alana kadar. Ha yine bahane hazır, “Takım yetersiz ben napıyım?” “Bu kadar bütçeye bu kadar takım” 

Hani voleybol takım oyunuydu? Antrenörü oyuncusuyla bir bütündü? O zaman “Bu kadar bütçeye bu kadar takım” dediğimizde hocalarımızın da o takımların en önemli kişisi olduklarını neden düşünmüyoruz? Bu sadece dünkü maç özelinde değil, son 8 – 10 yıl özelinde benim yaptığım gözlemim ve yorumum.

Son yıllarda bu örnekler o kadar çok arttı ki ve biz hep oyuncu üzerinden eleştiriler yaptık ve yapmaya devam edeceğiz ki olan yine heba olan oyunculara, kaybolan jenerasyonlara olacak.

Bu hocalar dışında Sultanlar Ligi’nde yıllardır sessiz sedasız ilerleyen bir Kamil Söz’ü ayrı tutuyorum. Beşiktaş’la o kadar zor zamanları yaşadılar, hem de öyle böyle değil çok ciddi, olmayan bütçelerle takım kurdu, mücadele etti. Biz asla oyuncular yetersiz demedik mesela Beşiktaş kadrolarında. Çünkü Kamil hoca sahada verdikleri mücadele ile oyuncusunun oyunu ile bunu dedirtmedi.

Bugün de Yeşilyurt’un başında çok genç bir kadroyla yine sahadakiler 20li yaşlarının başında dedirtmiyor. Enerjik, pes etmeyen, oyunun her anı elinden geleni yapan bir takım Yeşilyurt. Baktığımız zaman ligdeki birçok takımla bütçe olarak asla yarışamayacak güçteler ama Yeşilyurt’ta TAKIM içinde en başta hocası Kamil Söz var. Bana bu sezon, voleybolun gerçekten takım olduğunu gösteren takımlardan biri Yeşilyurt.

Tebrikler Kamil hocam. İnanıyorum ki bu enerjiniz, oynadıkça gelişen bu yaş grubu oyuncularınızla önümüzdeki sezonlarda sıralama olarak çok daha yukarılarda olacaksınız.

Ve benim için ikinci hoca Nilüfer Belediyespor’un genç ve de agresif olmayan ama Guidetti’nin çıraklığını yapmış Dehri Can Dehrioğlu’dur. 

Sezon başından beri sessiz, sakin sakin işini yapıyor. Pasör çaprazı takımdan ayrılıyor, smaçörü pasör çaprazına çekiyor, sahada asla bunun yakınmasını yansıtan bir oyun göstermiyor izleyiciye. Orta oyuncuları, smaçörleri sakatlanıyor, gençlerle o açığı kapatıyor, yine sahadaki oyun bu durumdan yakınma belirtileri göstermiyor.

Dün mesela sakatlığı olan Fulden yerine Deniz’le başladı. Deniz file önünde ve serviste çok iyi işler çıkardı. Maçın ilerleyen setlerinde özellikle arka  alanda takıma tecrübeli bir el gerekiyordu ve Fulden’i oyuna alarak oyunu çözdü, maçı aldı. Burada iki şey önemliydi:

1 – Yavaş yavaş Deniz’i kazanıyor.

2 – Yavaş yavaş Deniz’i kazanırken maçı da kazandı.

Ve voleybolumuz da, yavaş yavaş Guidetti ile yetişmiş, sahada bahane yerine çözüm üreten gencecik bir hoca kazanıyor.

Dünkü maçta Dehri Can Dehrioğlu, imkanları doğrultusunda yapılması gerekenleri yaparak maçı aldı. Elindeki malzemeyi doğru şekilde kullanıp çok önemli bir galibiyet elde etti.

Galatasaray için ise durum tam tersine. Hep oyuncuların üzerinden gidilen bir yetersizlikten şikayet ediliyor ama eldeki malzeme doğru kullanıldığında Eczacıbaşı ile oynanan ilk maçta olduğu gibi çok güzel bir ürün ortaya çıkabiliyordu. Gelinen noktada Kosheleva’yı takıma katmış olmanın hiçbir anlamı kalmadı. Genç oyuncu kazanayım derken hem oyuncunun motivasyonu hem de maçlar kaybediliyor.

Kamil Söz gibi Dehri Can Dehrioğlu gibi hocalarımız bu sezon bizlere ve rakiplerine başantrenörlüğün bahane değil çözüm üretmek olduğunu gösteriyorlar. Ve karşılığını da onlar ligde puan olarak alırken biz de keyifli maçlar izliyoruz.

Darısı gelecek sezona …

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: