Şampiyonlar Ligi Grup Maçlarının Ardından …

Şampiyonlar Ligi Grup Maçlarının Ardından ...

Vakıfbank, Fenerbahçe Opet ve Eczacıbaşı VitrA ile yer aldığımız Şampiyonlar Ligi’nde üç takımımızın da ayrı gruplarda olması çok önemliydi. Çünkü bu, sekizli çeyrek finallerde üç takımla yer almak olabilirdi ve öyle de oldu. Vakıf ve Eczacı gruplarını yenilgisiz lider tamamlayarak çeyrek final biletlerini alırken, Fenerbahçe grubunu 12 puanla ikinci sırada tamamladı ve en iyi üç ikinciden biri olarak olarak çeyrek finale çıkan üçüncü takımımız oldu.

Kuralar çekildiğinde ve grup maçları ilk turundan sonra da bana göre en rahat grup Vakıfbank’ın grubuydu.
Hiçbir maç oynanmadan kazanılamaz ama yine de Vakıf için çeyrek final öncesi güle oynaya antrenman niteliğinde maçlar oldu.
Fenerbahçe için ise tek rakip Imoco idi ve özellikle ikinci maç Fenerbahçe tam hadi rüzgarı aldı gidiyor derken bir hakemin oyuna ne kadar etki edebileceğini bir kez daha gördük.
Ve tipik biz, yine demoralize olduktan sonra geri dönemedik. (‘Biz’ derken Türk takımlarının Vakıfbank dışındaki kalan hepsini diyorum.  Oyunda bu tür hakem yanlışları ya da başka sebeplerden dolayı çok kolay motivasyonumuzu kaybediyoruz. İstediğimiz kadar yabancı oyuncu olsun takımda, hocası yardımcıları yabancı olsun fark etmiyor. Türk takımı olunca yabancıları da bize benzetiyoruz, demoralizede Türk’ü yabancısıyla takımca oyundan düşüyoruz. Vakıfbank’ta ise yıllardır Guidetti’nin orada olması takıma Guidetti kimliği kazandırdı. Ve bu Vakıfbank’ın en büyük artısı. Çünkü onlar kadar rakipleri de ne olursa olsun psikolojik olarak Vakıf’ın oyundan kopmayacağını biliyor ve bunu kabullendiler. Avrupa’da Imoco ve birkaç İtalyan takımı daha Vakıf’ın bu psikolojik gücünü kabul etmezler çünkü onlar da aynı ekolden yetişmiş aynı voleybol dilini konuşan hocalarla çalışıyorlar. Imoco-Vakıf eşleşmesinde saha kenarının da birbirine karşı psikolojik savaşı sahaya da yansıdığı için ayrı bir seyir zevki yüksek olur diye düşünüyorum.)
Ve Fenerbahçe’nin grubunda lider Imoco ise Fenerbahçe’nin tam tersine geride olduğunda bile ‘hocam rahat olun maç bende’ dedi.
Pasörü, liberosu ile takır takır işleyen, her oyuncusunu gerektiği anda kullanan Imoco, maçı alıp zaten lider olduğu grubu tıpkı Vakıf gibi güle oynaya tamamladı.
Eczacıbașı ise bu üç takım içinde en zor grupta olanıydı.
Biz takımların sahadaki oyunundan çok hâlâ daha isimlerine odaklandığımız için Stuttgart’ı iki maçta da zor da olsa yenen Eczacı’yı eleştirdik.
Eczacı Tica varsa var yoksa yok olmaktan kurtulamadı ama Tica Eczacı değil de Vakıf ya da Imoco’ da da olsaydı yine Eczacı’daki gibi bir rolü olurdu. Benim güvensizliğim son yılların en genç kadrosu olan oyunculara değil, dördüncü sezonunda hâlâ takımı tanıyamayan Motta’ya. Onun nerde ne yapacağını kestirmek mümkün olmadığı için, ona karşı oluşan güvensizlik takıma da temkinli bakmamıza sebep oluyor.
Yoksa Eczacı’nın oyuncuları yaş ortalaması genç olmasına rağmen tecrübeleriyle ve oyunda oldukları sürede mücadeleleriyle rakiplerine denk hatta kenardan doğru idare edilse yüksek enerjileriyle yarıştıkları her kupada söz sahibi olurlar. Mesela Elif gibi çok genç bir pasörle oynuyor ve Elif’in yaşına değil de oyununa bakarsak sahada tecrübeli üst düzey  bir pasör görüyoruz.

Bir pasörün sahada güven vermesi çok önemli. Elif henüz yolun başında olmasına rağmen bunu sağlayabiliyor. 

Ve bu akşam oynanan maçlardan sonra gruplarını Lider bitiren Eczacıbaşı ve Vakıfbank ile en iyi üç ikinciden biri olan Fenerbahçe’ye çeyrek finalde başarılar …

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: