Rakibimiz Korkularımızsa

 

 

Dün Eczacıbașı Vitra – Nilüfer Belediyespor maçı vardı. Bir yanda karantinadan yeni çıkmış Eczacıbașı, diğer tarafta her an sürpriz galibiyetler almaya yakın duran Nilüfer Belediyespor …Karantinadan yeni çıkmış ve de Boskovic’siz Eczacıbașı dün konuk ettiği Nilüfer Belediyespor’a 2-1 öne geçtiği maçta 3-2 yenildi.Maç oynanırken ve sonrasında hepimiz “Boskovic yoktu, olsaydı farklı olabilirdi” dedik ki doğrudur da Boskovic farklı bir seviye oyuncusu.Gözden kaçırdığımız ise Nilüfer Belediyespor da dün Eczacıbașı gibi smaçörünü pasör çaprazı oynattı. Çünkü pasör çaprazı Willow Johnson yaklaşık bir ay önce takımdan ayrılmıştı.Yani pasör çaprazı eksikliğinde şartlar eşitti.Geriye sahada karantinadan yeni çıkmış bir Eczacıbașı ve sezon başından beri büyük rakiplerine karşı nedense ‘nasılsa yenemeyiz’ gibi duran, birazcık inandığında yenilse de iyi bir mücadele izlettiren Nilüfer Belediyespor vardı.Eczacıbașı karantinadan yeni çıkmıştı ve Boskovic olmadan 3-2 yenilmişti.

Peki Nilüfer Belediyespor nasıl yendi?

Rakiplerinin gücünü bilerek sahaya çıktığında (biraz da rakibe boyun eğmek oluyor bu) eh işte bir takımken, güçleri denk gördükleri takımlara çok başka duran takımlarımızdan biri Nilüfer Belediyespor.Yılların getirdiği bir kabullenme de olabilir bu durum. Nilüfer Belediyespor özelinde değil, Aydın Büyükşehir Belediyespor için de aynı şeyi düşünüyorum. Sahadaki duruşları öyle hissettiriyor. Belki ben yanılıyorumdur!?Ve gelelim maça;Nilüfer Belediyespor ilk set iyi servis attı, orta oyuncuları köşelere skorda çok yardımcı oldu, defansta da iyi olunca ki defans iyi olunca hücum iyi oluyor ilk seti güle oynaya kazandı.İkinci set Eczacıbaşı oyuncu değişiklikleriyle oyuna ortak oldu ve seti aldı.Maçın en ilginç seti ise üçüncü setti.Yarısına kadar Nilüfer Belediyespor çok iyi oynadı. Tam setin yarısını almış ikinci yarısına geçmişken işler değişmeye başladı. Nilüfer’in eksilerinden biri olan oyun içindeki dalgalanması dirençli rakibi karşısında duraklaması baş gösterince Eczacıbaşı gerilerden gelip seti alan taraf oldu.Her takımda zaman zaman olan bu dalgalanmalar Nilüfer’de biraz daha fazla oluyor. Oyunun içinde skor olarak lider oyuncuları var ama takıma liderlik yapacak oyuncuyu henüz çıkaramadılar.Ve dördüncü set belki de karantinadan yeni çıktıkları için oyuncularının yorgun olacağını ve bu kadar uzun bir maçı fizik olarak kaldıramayacaklarını düşündüğü için midir bilemiyorum Motta takımla oynayınca, Dehri Can Dehrioğlu’nun buna tam tersine çok yerinde oyuncu değişiklikleriyle cevap vermesi sonucun Nilüfer Belediyespor lehine dönmesini sağladı.

Merve Nezir’in sahalara dönmesi Fulden’in Buse Kayacan ile birlikteki manşet yükünü de hafifletecek gibi.Bu da hücumda Fulden’i daha çok kullanmak olacak ki Merve ve Fulden gibi oyunu savunma ve hücumda oynayabilen smaçörler onlu sayılarda kalsalar bile savunmalarıyla pasöre taşıdıkları her topta skora katkıları çok daha fazla oluyor.

Biz bu kısmı pek göremiyoruz. Genelde file üstündeki topu kimin smaçladığıyla ilgileniyoruz ama o top, bir savunma oyuncusunun alacağı manşet kalitesine göre güzel ve özel bir smaç olabiliyor.

Dün Nilüfer’de isteyince ve pes etmeyincenin kazanımını, kendilerine inanmak ve güvenmek dışında rakipleri olmadığını da görmüş olduk.

Dehri Can Dehrioğlu ve oyuncularını tebrik ediyorum, sezonun bundan sonraki diliminde pes etmeden, rakip seçmeden yani bu ilk dördün takımı bizim gücümüz nasılsa buna yetmez demeden ve inşallah sakatlıksız, başarılı maçlar diliyorum.
Nilüfer Belediyesi çok şanslı. Çünkü öğrenecek çok şeyi olduğunu bilen bir hoca ve kadrodan oluşuyor. Öğrenecek çok şeyi olanlar birbirlerine de çok şey öğretebilirler.
Belki de Eczacıbașı’nın da en büyük eksisi budur, her şeyi yaşamış, bilen ve bu zamanda öğrenecek bir şeyi olmadığını düşündüren bir antrenör ?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: